ADLİ KONTROL KARARI
Adli kontrol kararı verme sıklığı son yıllarda sık uygulanan tutuklama kararları kadar gündemde olan uygulamalar arasında yer almaktadır.
Adli Kontrol Ne Demektir?
Koruma tedbirleri ana başlığı altında, CYY m. 109 ve devamı maddelerinde düzenlenen adli kontrol; tutuklama koşullarının varlığı halinde, şüpheli veya sanığın, ölçülülük ilkesi çerçevesinde, tutuklama ile ulaşılabilecek amaçlara uygun olduğu takdirde, kanunda sayılı bir veya birkaç yükümlülüğe tabi tutulmasıdır.
Adli Kontrol Gerektiren Haller Nelerdir?
Adli kontrol kararı verilebilmesinin ön koşulu tutuklama koşullarının var olmasıdır. Diğer bir ifadeyle tutuklama nedenleri aynı zamanda adli kontrol nedenleridir.
Haksız Tutuklama başlıklı yazımızda da belirtildiği üzere, tutuklama dolayısıyla adli kontrol koşullarından biri kuvvetli suç şüphesinin var olmasıdır. Bu da somut kanıtlara dayanmalıdır. Diğer koşul ise tutuklama nedeninin var olmasıdır. Bir diğer koşul, işin öneminin, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmasıdır.
Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
CYY m. 109/2’de, kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümlerin uygulanabileceği belirtilmiştir. Böylesine bir düzenleme geniş takdir yetkisi tanıması nedeniyle eleştiriye açıktır.
Tutuklama nedeninin var sayılabileceği haller:
Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması; şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme şüphesi bulunması; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma şüphesi bulunmasıdır. Belirtilen koşullar yoksa tutuklama kararı, dolayısıyla adli kontrol kararı verilemez.
Yukarıda açıklanan koşullara ek olarak CYY m. 100/3’te ayrıntıları belirtilen katalog suçlar olarak sınıflandırılan suçlardan birinin işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde de tutuklama nedeni var sayılabileceği hükme bağlamıştır.
Adli Kontrol Kararını Kim Verir?
CYY m. 110’da adli kontrol kararını vermeye yetkili merciler belirtilmiştir. Buna göre; soruşturma aşamasında adli kontrol kararını verecek olan Cumhuriyet savcısının istemi ile sulh ceza hâkimidir. Hakim, kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
Kovuşturma aşamasında adli kontrol kararını verecek olan makam görevli ve yetkili mahkemelerdir.
Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.
Adli Kontrol Şekilleri Nelerdir?
CYY m. 109’a göre adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
1. Yurt dışına çıkamamak.
2. Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
3. Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
4. Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
5. Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
6. Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
7. Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
8. Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
9. Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
10. Konutunu terk etmemek.
11. Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
12. Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Adli Kontrol Süresi Ne Kadardır
CYY m. 110/A ve devamı maddelerinde, adli kontrol süresi ve kaldırılma süreci düzenlenmiştir
Yasada öngörülen düzenlemeye göre, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez.
Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.
Adli kontrol kararı, şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Adli Kontrol Kararına Uymamanın Sonuçları Nelerdir?
CYY m. 112’ye göre, adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir.
Birinci fıkra hükmü, azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle verilen adli kontrol tedbirinin ihlali hâlinde de uygulanabilir. Ancak, bu durumda tutuklama süresi ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde dokuz aydan, diğer işlerde iki aydan fazla olamaz.
Sonuç
Tutuklama nedenlerinin bulunduğu hallerde mutlaka tutuklama veya adli kontrol kararı verileceği anlamı çıkarılmamalıdır. Kanunda belirtildiği üzere, karar verme konusunda diğer koşulların varlığı ve gereklilik halinde karar verilebileceğidir. Zira tutuksuz yargılama asıl, tutuklu yargılama ise istisnadır.
Bu doğrultuda, tutuklama veya adli kontrol kararı verilebilmesinin ön koşulu, somut kanıtların bulunması, bir diğeri ise tutuklama nedenlerinin varlığıdır. Yani tutuklama için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Aksi halde tutuklama ve dolayısıyla adli kontrol kararı verilemez. Bundan çıkan anlam bir öldürme suçunda dahi tutuklama kararının verilmesinin zorunlu olmadığıdır.
Tüm koruma tedbirlerinde olduğu gibi adli kontrol kararı verilebilmesi için, gecikmede sakınca bulunması, görünüşte haklılık ve ölçülülük ilkesine uygunluk olması gerekir.
Uygulamada dikkat çeken husus, somut tutuklama koşulları bulunmadığı halde tutuklama veya adli kontrol kararları verildiğidir. Kaçma şüphesini veya kanıtları karartmayı uyandıracak somut kanıtlar gösterilmeden, yalnızca suçun niteliğine bakılarak tutuklama veya adli kontrol kararı verilmemelidir.
Uygulamaya yönelik yapılan eleştirilerden biri, gözaltına alınan nerdeyse her şüpheli hakkında tutuklama veya adli kontrol kararı verilmesidir. Halbuki gözaltına alma bir tutuklama veya adli kontrol nedeni değildir. Unutulmamalı ki her tutuklama veya adli kontrol özgürlüğü bir kısıtlayan bir uygulamadır. Özgürlüğün esas, kısıtlamanın istisna olması hukuk devletinin olmazsa olmaz bir kuralıdır.